Kötü haber! Bence düşecek.
Nitekim düşmeye başladı bile. Birçok firma aylık çalışma sürelerinde belirli ayarlamalar yaparak ilk aşamada bazı ücret indirimlerine gittiler. İlerleyen aylarda çalışma sürelerinde bir değişiklik yapılmadan da ücretlerde bazı indirimler yapılabileceği görüşündeyim.
Nereden mi biliyorum? Çünkü, neden “ekonomik”.
Malum, her sektörde ürün ve hizmet fiyatları en az 5 yıl geriye gitti. Bununla beraber, ana maliyet kalemlerinde malzeme fiyatları hariç herhangi bir gerileme yaşanmadı. Şimdilik enerji ve kira fiyatları yerinde sayıyor. Tüketim azaldıkça bu fiyatlarda da bir gevşeme bekleniyor. Ücretlere gelince indirim yapabilen firmalar yaptı, yapamayanlar bunu nasıl yapabileceğinin derdine düştü.
Aslında ücretlerde indirime gitmek ekonomik açıdan önemli riskler taşıyor. Ücretler düşünce tüketim eğilimi azalıyor tüketim azalınca da ücretlerin daha da aşağıya çekilme ihtiyacı ile birlikte “bir kapalı çevrim” ortaya çıkıyor.
Bir çalışanın mevcut ücretinden fedakârlık etmesi hiç kolay değil. Alıştığı yaşam standardı çoğu insan için gelirine bağlı. Ücretlerin azalması, yaşam standardında bazı önemli değişiklikler yapmak anlamına geliyor. Bu yüzden ücret ayarlaması yapılması noktasında birçok faktörü göz önünde bulundurarak doğru adımı atmak ve bu adımı ilk kimin atacağını belirlemek çok önemli.
Ülkemizde bugüne kadar “biri yer biri bakar, bütün çıngar bundan kopar” meselesiyle pek karşılaşılmadı. Herkes “daha zengine” imrenme duygusu ile bakar, günün birinde onun gibi para kazanabilirim umuduyla yaşardı. Tepki ve kıskançlık nadir görülürdü. Ancak bugünlerde durum biraz daha farklı, yılların dengesi bir anda terse dönebilir.
Eğer yapılacak seri ücret indirimleri sonucunda yaşam standardı değişmemiş bir mutlu azınlık kalırsa ve diğer yanda yıllardır belirli bir yaşam standardına alışmış ve bu standardı değiştirme konusunda kendisini hazırlamamış bir çoğunluk oluşursa, bu iki grup arasında barışı ve uyumu sağlamak pek kolay olmayacak gibi gözüküyor.
Ülkemizdeki ücret skalalarını, en kalifiye olmayan çalışandan Genel Müdür’e doğru incelediğimizde 1’e 250’ye varan gelir farklılığı –belki uçurum demek daha doğru olur- ile karşılaşabiliyoruz. Japonya’da bu oranın 1’e 5 olduğunu düşündüğümüzde ülkemizde gelir dağılımında yaşanan çarpıklık her yönüyle gözümüze çarpıyor. Yapılacak olası ücret indirimleri ile bu makasın açılması ülke genellinde ciddi huzursuzluklara neden olabilir.
Bu nedenle mevcut ücretlerden yapılacak fedakârlığın şirket üst yönetiminden başlayıp alt kadrolara doğru azalan bir oranda yapılması, hatta kritik bir ücret seviyesinin altında indirime gidilmemesi iş yaşamı barışı açısından kritik önem taşıyor. Belki de yıllardır açılan gelir dağılımı makasının kapanmasına destek olacak bu değişiklik, ücret indirimlerinin daha iyi hazmedilmesini beraberinde getirebilir.
Aslında çalışanlar ücret konusunda çok almak veya az almaktan öte şirket içinde ücretlerin ne kadar adil dağıtıldığına takılıyorlar. Eğer kendi kafalarında yaptıkları hesaplamada bir adaletsizlik olduğu görüşüne varırlarsa, vitesi boşa alıp, ne kadar ekmek o kadar köfte moduna geçiyorlar.
Ücretlerde yapılan indirimlere paralel olarak, yöneticilere sağlanan yan hakların da sorgulanması gündeme geliyor. Şimdilerde pek dillendirilmese de yan haklarda bazı kısıtlamalara gidilebileceğinin ilk sinyalleri gözlerden kaçmıyor.
Başta araba, benzin, sağlık sigortası, prim vb. yan haklarda gelecekte ciddi kesintiler yapılabilir. Bu durum şirket içi tasarruf seferberliğinde “anca beraber kanca beraber” duygusunun oluşturulması için kaçınılmaz bir gereklilik olarak ortaya çıkabilir.
Patronlar açısından da durum pek farklı olmayacak gibi. Hatta genel eğilimi düşündüğümüzde, olmamalı. Patronlar lüks olarak adlandırılacak şahsi harcamalarını kısmalı, yatlara katlara artık para harcamamalı. Şirkete gelir giderken, gün içinde çalışırken yaptığı tüm harcamalarda daha dikkatli olmalı. Hatta tasarruf seferberliğinde bayrağı en önde taşıyarak diğer tüm çalışanlara örnek olacak uygulamalarda bulunmalı.
Daha açık bir ifade ile balık baştan kokmamalı, aksine herkes daha mazbut ücretlerle daha mazbut yaşamanın yollarını bulmalı. Fedakarlık yukarıdan aşağıya azalan oranda yapılmalı.
Ne zamana kadar mı?
Açıkçası ben bu süreyi tam olarak kestiremiyorum. Belki 5 yıl, belki bundan sonra sürekli. Şimdiden ayağımızı yorganımıza göre uzatmak galiba en iyisi...