IBM Türk Küresel teknoloji Hizmetleri Bölüm Yöneticisi Gülsüm Demirbaş, "Özellikle de geçtiğimiz aylarda yaşanan selin ardından, iş sürekliliği kavramı şirket yönetimlerinin gündemine taşınmıştır" dedi.
Gülsüm Demirbaş, yaptığı açıklamada, IBM’in İzmir’de 1995 yılından beri hizmet verdiği Olağanüstü Durum Merkezi bulunduğunu hatırlattı. İş sürekliliğinin, nedeni ne olursa olsun, herhangi bir kesinti veya felaket durumunda şirketlerin kritik iş birimlerinin sürekliliğini sağlayan bir kavram olduğunu anlatan Demirbaş, "Türkiye’deki merkezimizde olağanüstü bir durumda işin yeniden başlatılmasının önceden yapılan planlamalar sonucunda belirlenen sürede gerçekleştirilmesi amaçlanıyor. Bu merkezden hizmet alan 60’a yakın müşterimiz bulunuyor" diye konuştu.
Demirbaş, belirterek, şunları söyledi: "Günümüzdeki risk faktörleri, önceki yıllara göre artarak değişkenlik ve çeşitlilik kazanmıştır. Son dönemlerde yaşanan doğal afetlerden sonra, iş sürekliliği ve esnekliği hizmetlerinin ne kadar hayati bir konu olduğunun farkına varılmıştır. Özellikle de geçtiğimiz ay yaşanan selin ardından, iş sürekliliği kavramı şirket yönetimlerinin gündemine taşınmıştır.
Dünya üzerinde söz konusu felaketlerin yaşattığı sonuçlar, geleneksel olağanüstü durum anlayışının yetersizliğini ortaya koymuştur. İş gereksinimleriyle BT Olağanüstü Durum planlaması arasındaki uyumsuzluklar ortaya çıkmıştır. Dünya üzerinde, eski olağanüstü durumdan kurtarma ve iş sürekliliği anlayışı, yerini risk yönetimi ve iş esnekliği yaklaşımına bırakmıştır. Proaktif olmak, etkilere karşı hazır olabilmek ve organizasyonun etkilenmemesini sağlamak hedeflenmektedir."
Bu konudaki dünyadaki eğilimin ülkeden ülkeye pek de değişmediğini, söz konusu bir felaketle karşılaşıldığında "kurtarma" amaçlı alınan önemlerin uygulamaya konduğunu ifade eden Demirbaş, felaket öncesi önlem alma hususunun daha yeni yeni geliştiğini vurguladı.
Demirbaş, 17 Ağustos depreminin, İstanbul’da şirketleri hedef almış olan terörist saldırıların ve ABD’de yaşanan 11 Eylül saldırısının, sadece Türkiye’de değil, dünyada da konuyla ilgili algının değişmesine yol açtığını bildirdi.
Son dönemde gerçekleşen olayların kurumların "iş esnekliği" gereksinimini ortaya çıkardığını dile getiren Demirbaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu eğilimleri genel olarak, altyapı ve iş bazlı kurum içi bağımlılıklara ilişkin farkındalığın artması, verilerdeki artış ile ilgili stratejilerin geliştirilmesi, birincil tesis kaybı beklentisinin olması, yeterli büyüme kapasitesine sahip esnek mimari gereksiniminin ortaya çıkması, olası personel kaybı veya yokluğu için yedekleme düşünülmesi, endüstri yönetmelikleri ile uyumluluk gereksiniminin doğması, 24x7 kullanılabilirlik beklentisinin artması olarak özetleyebiliriz."
Farkındalık arttı
Gülsüm Demirbaş, iş sürekliliği kavramını ciddiye alan ve bu konuda yatırım yapan firmaların, olası bir kesinti veya felaket durumunda ayakta kalacağına, sürekliliklerini ve imajlarını bu şekilde koruyabileceğine inandığını belirterek, şunları kaydetti: "İş kesintilerinin zararlarının tahminlerin çok ötesinde bir geri dönüşü olabilmekte. Çarpıcı birkaç örnek vermek gerekirse, yapılan araştırmalara göre; bazı endüstrilerde kesinti maliyeti, gelirin yüzde 16’sına kadar çıkabilmekte. Sadece dört saatlik bir kesinti, organizasyonların yüzde 32’si için ciddi biçimde zarar verici olabilmekte. Kesinti süresi, endüstriye bağlı olarak yılda 300 ile bin 200 saat arasında değişebilmekte. Çevrimiçi güvenlik saldırıları artışı, kesinti süresi ve gelir kaybına neden olmakta. Bazı endüstriler, yönetmeliklerle uyumluluğu sağlayabilmek için, kesinti ve yetersizlik durumlarında cezai şartlar uygulamaktalar.
Son yıllarda kullanılan teknolojilerin iş süreçlerini nasıl etkilediği konusuna ilişkin üst yönetim farkındalığı oldukça artmıştır. Konuya ilişkin farkındalığın artmasıyla birlikte, iş sürekliliği yatırımlarının da buna paralel olarak arttığını gözlemlemekteyiz. Yapılan araştırmalara göre; dünyadaki mevcut organizasyonların yüzde 88’i güç kesintisi için 70’i de bilgi işlem merkezi kesintisi için hazırlıklı durumdadırlar."
İş sürekliliğinin sadece bilgi işlem merkezinin kurtarılması olarak algılanmaması gerektiğini vurgulayan Demirbaş, iş sürekliliğinin sağlanmasının artık sadece BT departmanlarının sorunu olmaktan çıktığını söyledi. Gülsüm Demirbaş, mevcut organizasyonların, ne tip iş süreçleriyle çalışıyorsa, o iş süreçlerinin kurtarılmasına yönelik bir planlama yapması gerektiğini vurguladı.
İtibar kaybı
Günümüzün ekonomik şartlarında maliyetlerin düşürülmesinin zorunlu olduğunu ifade eden Demirbaş, şunları kaydetti: "Kesintiye neden olan bir olayın gerçekleşmesi durumunda, olay anında oluşacak olan kurtarma maliyetlerinin, önlem almanın maliyetinden çok daha yüksek olabileceği gerçeği de göz önünde bulundurularak bir yaklaşım sergilenmelidir. Özellikle finansal kuruluşların BT sistemlerinin kesintiye uğraması ve veri kaybetmesi sonucu ortaya çıkabilecek kayıplar, saatte milyonlarca dolarla ölçülmektedir. Bu durum, sadece maddi kayba değil sonradan tamir edilmesi çok zor hatta imkansız olan itibar kaybına da yol açacaktır.
Organizasyonlar, iş sürekliliğinin sağlanamaması durumunda maddi kayıplar, imaj ve itibar kaybı, rekabet yeteneği kaybı gibi durumlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bunun bedeli ise maddi ve manevi anlamda ağır olabilmektedir. Doğru bir risk yönetimi yaklaşımı ve iş sürekliliği yönetişim programı uygulayan kurumlar, olağanüstü durumlara karşı hazırlıklı olacakları için, olası bir kesinti durumunda hızlıca harekete geçip iş sürekliliği planını uygulamaya koymaktadırlar."
Çevreci yaklaşım
Demirbaş, geçtiğimiz yıl IBM’in, stratejik önemi ve yüksek potansiyeli nedeniyle Türkiye’deki mevcut yatırımını artırma kararı aldığını anımsatarak, bu yatırım kararı doğrultusunda, müşterilerin artan iş gereksinimlerini karşılayabilmek amacıyla, Ekim ayının sonunda yeni merkezlerinde hizmet verilmeye başlandığını ve İzmir’deki Olağanüstü Durum Merkezi’nin, IBM’in, "çevreci" yaklaşımla yenilemek ve optimize etmek hedefiyle dünya çapında yatırım yaptığı 13 merkez arasında yer aldığını belirtti.
Gülsüm Demirbaş, gelecek dönemler için IBM’in Türkiye’deki planlarının ve hedeflerinin, sektör gelişmelerinin sürekli olarak sunulan hizmetlere uyarlanmasına ve pazardaki etkinliğin arttırılmasına yönelik olacağını bildirdi.














KOBİ'ler İçin Depolama Çözümleri
Enerjide Bağımlılık Artıyor
Bordan Enerji Üretmeye Çalışıyorlar
Bilişim Rüzgarları KKTC’den Esecek
KOBİ'lere Odaklanacaklar