divExpoturkishBanner

Ekonomik krizin düşüşe geçtiğini düşünüyor musunuz?


 

En sonunda susuz kaldığımız da anladık yıllardır “su politikası” denilen şeyin ne kadar önemli olduğunu! Şimdi herkes, bir gözü barajların doluluk oranında, acaba bu yazı çıkarabilecek miyiz diye düşünüyor. Peki, bu belirsizlik ortamında bu yazı kurtarsak bile izleyeceğimiz bir politika olmadan bundan sonraki yazlarda ne yapacağız?

Bir bakıma çoğunluğun “Ar-Ge’de neymiş?” diyerek yaptığı, sonunda bizi susuzluğa mahkûm eden süreç ile aynı karakteristik özellikleri taşımaktadır. Tekstil sektörünün başına gelenleri hatırlayalım; çok uzun süreler boyunca bereketli üretim yağmurları ülkemizin üzerine sipariş yağdırmış ve tekstil sektörü iç ve dış pazarda ülkenin lokomotif sektörü haline gelmişti. Ancak bazı “kendini bilmezler” tekstil sektörü için markalaşma, kalite artışı, teknoloji yatırımı, Ar-Ge yapılması şeklinde uyarılar yaparken, şirketlerin nasıl olsa yeterince müşterileri ve siparişleri vardı. Neticede tekstil büyük oranda devletin dahi destek olmaktan vazgeçtiği ve lokomotiflikten, son sıradaki vagon konumuna düşen bir sektör olmuştur.

Acaba zamanında elde edilen paraların bir kısmı (sektörün genelinde) marka olmaya ve Ar-Ge ile ürün fonksiyonelliğinde (tasarım değil) farklılaşmaya harcansaydı durum aynı olur muydu? Avrupa’da ki örnekler açık ve seçik bir şekilde cevabın ne olduğunu göstermektedir.

Rakamlara baktığımızda Türkiye’nin Ar-Ge yatırımı ve istihdamı olarak muasır medeniyetlerin yanına dahi yaklaşamadığını görmekteyiz. Ancak ekonomilerde kalan sağlar bizimdir deyişinin ağırlıklı olduğunu düşünürsek; makine, otomotiv/otomotiv yan sanayi, gıda ve sağlık sektörleri öncelikli olmak üzere, bazı temel sektörlerde yaşanan bereketli günleri geçmişten ders alarak Ar-Ge yatırımlarına yönlendirmemiz gerekiyor. Her ne kadar gerçek Ar-Ge’yi yapmak için gerekli olan teknoloji ve insan kaynağı yeterliliğine sahip olmasak da bu başlamak için engel teşkil etmemektedir.

Uzun ince bir yol olarak Ar-Ge çalışmalarının başlangıcını (özellikle kobi boyutunda) ürün geliştirme (Ür-Ge) faaliyetleri oluşturmaktadır. Ancak Ür-Ge yaparken fuarlarda, rakip şirketlerde ya da kataloglarda gördüğümüz ürünlerin benzerlerini, kopyalarını yapmaktan bir adım öteye giderek, özgünleştirme ve fonksiyon olarak geliştirme çalışmaları yapmaya başlamamız gerekmektedir. İşte bu noktada nispeten kısa bir süre önce lanse edilen 1507 kodlu kobi Ar-Ge destek paketi ve maliye bakanlığının açıkladığı Ar-Ge teşvikleri devreye girmektedir.

Çıkışı, Ar-Ge, markalaşma ve farklılaşma olarak gören ve buna samimi olarak inanan sanayicilerimiz için Tubitak, TTGV, AB başta olmak üzere çeşitli kaynaklardan hibe ve/veya faizsiz uzun vadeli krediler kullanmak mümkün olmaktadır. Elbette ticari hayat bir yandan devam etmekte ve işletmeler nakit akışlarını planlamak zorundadırlar. Ancak vermeden alınmayacağı da bilinen bir geçektir. Tekstil sektörü gibi farklı örneklerin olduğu, dünyada sınırların kalktığı ve rekabetten kaçamayacağınız bir ortamda, farklılaşmayan ve büyümeyen işletmeler ölmek zorundadırlar.

Motivasyon bir işi başarmanın en temel şartıdır. Bir konuyla ilgili donanımınız, deneyiminiz, altyapınız, maddi ve manevi koşullarınız tam olabilir ancak motive olmadığınız sürece başarı için gerekli adımları atma azmini kendinizde bulamayacaksınızdır. Benim de bundan sonra devam eden haftalarda yazılarımda ki temel amacım, potansiyeli olan işletmeleri mümkün olduğu kadar bu uzun ince yol için motive etmek ve yaşanmış hikâyeler ile deneyimlerimi paylaşarak elimden geldiği kadar eksileri artıya çevirmek olacaktır. İleride ki haftalarda Ar-Ge süreci ve Ar-Ge’ye yönelik yerel ve uluslararası destekler ile ilgili yol gösterici ve faydalı olacağını umduğum bilgileri sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

Yazı: Kemal Sidar

     
Yorum Yaz
Ad Soyad :

Ad Soyad alanı boş bırakılamaz.
E-posta :

Girmiş olduğunuz e-posta adresi hatalı ya da eksik. Lütfen kontrol ediniz.
Başlık :

Başlık alanı boş bırakılamaz.
Yorum:

Yorum alanı boş bırakılamaz.
 
kobi.milliyet.com.tr'de yer alan her türlü bilgi, haber vs., bu konularda hizmet alınan üçüncü kişi ve/veya kişilerden sağlanmakta olup Milliyet Gazetecilik A.Ş. tarafından mümkün olabildiğince güncel tutulmaya çalışılmıştır. Sayfamızda yer alan bilgiler ve bu bilgilerin doğrulukları tarafımızca hiçbir şekilde garanti edilmemektedir. Milliyet Gazetecilik A.Ş., bu sitede yayınlanan haberlerin ve yer alan bilgilerin eksik, yanıltıcı veya hatalı olmasından ve bu bilgilere güvenilmesi sonucu doğabilecek maddi zararlardan dolayı sorumlu tutulamaz.